|
Ağız ve Diş Sağlığı

SAĞLIKLI DİŞ ETİ VE PERİODONTAL DOKULAR
Sağlıklı diş eti pembe renkteki tıkız kıvamlı,mat,diş ile birleştiği yerde bıçak sırtı gibi sonlanan, kurutularak çıplak gözle bakıldığında yüzeyinde portakal kabuğundakini andıran pütürler görülen bir dokudur.
Sağlıklı diş eti boyun bölgesinde bir yaka gibi sarar ve burada dişi çevreleyen bir oluk meydana getirir. ‘Dişeti oluğu’ denilen bu yapı .hastalanan dokuda derinleşir ve diş hekiminin hastalığı tespit etmesinde ve tedavi yaklaşımını saptamasında belirleyici rol oynar. Sağlıklı dişeti,diş fırçalama ile kanamaz.
HASTALIKLI DİŞ ETİ
- Dişeti Hastalığının Belirtileri
- * Dişlerinizi fırçalarken kanama,
- * Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri,
- * Dişlerden uzaklaşmış dişetleri,
- * Ağız kokusu,
- * Diş ve dişetleriniz arasından sızan iltihap,
- * Diş taşı birikimi
- * Dişlerde sallanma
- * Protezlerinizin uyumunda bozulma,
Periodontal dokular,dişlerin üzerini kaplayan ve ‘mikrobiyal dental plak’ (bakteri plağı) adı verilen birikinti nedeniyle iltihaplanır.
Mikrobiyal dental plak ağızda bulunan bakterilerden, epitel ve diğer hücre döküntülerinden, çeşitli tükürük proteinlerinden ve gıda artıklarından oluşan bir kompleks yapıdır..Plağın dişlerin üzerini kaplaması fizyolojik bir süreç olup, önüne geçilmesi mümkün değildir. İlk birkaç saat zararsız olan plak belli bir kalınlığa ulaşınca,içindeki bakteriler iltihaba neden olan toksit maddeler sentezlemeye başlarlar.
Periodontal hastalıkların çoğunluğu kronik iltihabı hastalıklardır ve çok ileri aşamalara gelmeden,ağrı gibi fark edilebilir belirtiler vermezler.Bu bağlamda periodontal hastalıklar,çok uzun yıllar boyunca ağızda mevcut olup kayda değer bir belirti vermeksizin ilerleyebilir ve diş kaybına neden olurlar. DİŞETİ KANAMASI, periodontal hastalıkların her aşamasında görülen hemen hemen tek belirtidir.
İltihabın erken dönemlerinde yukarıda sözü edilen dokulardan sadece dişetinin sağlığı bozulur. Bu aşamada hastalık ‘gingivitis’ adını alır.
Halk arasında ‘piyore’ diye bilinen hastalık periodontitistir. Periodontitis dişlerin etrafında abseler oluşmasına,dişlerin sallanmasına ve kaybına sebep olur.
DİŞ TAŞI NEDİR
Diştaşı (tartar) mikrobiyal dental plağın dişler üzerinden üzerinden uzaklaştırılmaması halinde kalsifiye olması /kireçlenmesi)ile oluşan sert birikintilerdir .Plak kalsifiye olunca içindeki bakteriler etkinliklerini kaybederler ve hastalık yapan toksinleri sentezleyemezler. Ancak bu her ne kadar diş etinin sağlığını korur gibi görünüyorsa da,olay sanıldığı gibi değildir. Diş taşı girintili çıkıntılı bir yüzeye sahip olduğundan,yen, oluşan plağın tutunması için uygun bir ortam oluşturur. Üstelik diş taşının üzerinde biriken plak artık diş fırçası ve diş ipi ile uzaklaştırılamadığından,bir süre sonra kalsifiye olarak altındaki taşın bir parçası haline gelir. Diş taşı bu şekilde birikmeye devam eder. Sonuç O bölgede iltihabın belirtilerinin daha şiddetli bir biçimde ortaya çıkmasıdır.
GINGIVITİS
Periodontal dokulardan sadece dişetinin sağlığını kaybetmesi ile ortaya çıkan klinik tablodur. İltihap diğer peiodontal dokulara geçmemiştir. Gingivitiste dişeti kırmızı ve şiştir. Yüzeyindeki pütürler kaybolmuş ve doku parlak hale gelmiştir.Gingivitiste diş fırçalarken,hatta bazen kendi kendine meydana gelen dişeti kanaması vardır.
GINGIVİTİS TEDAVİSİ
Gingivitisin çok erken dönemlerinde,hastanın ağız hijyeni standardının yükselmesi ve bir profesyonel tarafından mikrobiyal dental plak ile ilgili bilgilendirilmesi,hastalığın tedavisi için yeterli olabilir.
Yerleşmiş gingivitis tedavisi diş yüzey temizliği (diştaşı temizliği=detertraj) ile yapılır. En az iki seans süren tedavide ,tüm periodontal hastalıkların tedavisinde olduğu gibi hastanın ağız hijyen standardının yükseltilmesi amaçlanır.
PERİODONTİTİS
Diş etinde başlayan kronik iltihabın periodontal ligament ve alveol kemiğine geçmesi ile başlar. Artık yumuşak ve sert doku yıkımı başlamıştır .Dişeti oluğu diş etinin şişmesi ve alveol kemiğinin erimesi ile derinleşmiş ,dişin etrafında bir ‘cep’ oluşturarak çoğalması için uygun bir ortam haline gelmiştir.
Dokulardaki bu yapısal değişiklik ‘periodontal cep’ diye adlandırılır .Periodontal cebin varlığı ve derinliği,diş hekiminin teşhis ve tedavisinde yardımcı olan birer klinik kriteridir. Radyografi (röntgen filmleri) de periodontitisin teşhisinde ve tedavi planlamasında vazgeçilmez bir yardımcı yöntemdir.
Periodontitis, ender formları dışında, çok yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Uzun yıllar sinsice varlığını sürdürebilir. Tüm bu zaman içinde,lenf ve kan yoluyla yayılarak, tüm vücudu ve önemli organları etkileyen bir enfeksiyon odağı olma özelliği taşır.
Ağızda fena koku,diş etine zaman zaman kanama görülebilir.
Periodontitis ilerledikçe diş eti çekilmeleri meydana gelebilir. Bu;dişlerde soğuk ve sıcak gibi uyaranlarda hassasiyet meydana gelmesi sonucu doğurabilir.
Dişler yelpaze gibi açılıp birbirlerinden uzaklaşarak yer değiştirebilirler. Daha ileri safhalarda abse oluşumu görülebilir, dişler sallanabilir. Pek çok vakada diş çekimi kaçınılmaz hale gelirken,sert gıdaların çiğnenmesi sırasında dişin yerinden çıkması da söz konusu olabilir.
  
DİŞ MACUNU SEÇİMİ

İyi bir diş macunundan beklediklerimiz :
Florid içermesi (diş yapısını koruyan ve dişleri güçlendiren bir bileşen)
Dişlerimize zararlı olan , fazla aşındırıcı maddeler içermemesi
Diş macunu seçerken beyazlatıcı özelliği olan macunları tercih etmeyiniz. Özellikle toz halindeki diş beyazlatıcıları ve parlatıcılarının dişlerinizi ortalama bir macundan on kat daha fazla aşındıracağından kullanılmaları tehlikelidir.
DİŞ MACUNU’NUN FIRÇAYA SÜRÜLMESİ
Macunu diş fırçasına uygularken :
1 – Bir damla şeklinde fırçanın ortasına sürülmesi
2 – Diş macununun fırçanın kılları arasına itilmesi önemlidir.
Reklamlarda görülen şerit şeklinde fazla diş macunu sürülmesi etkin fırçalamamızı sağlamaz. Etkin fırçalama için bir damla diş macunu yeterlidir.Ayrıca fırça kılları arasına sıkıştırılmayan ve fırçanın üst kısmında bırakılmış bir diş macunu , ilk fırça hareketiyle ağız boşluğuna düşeceğinden görevini yapamaz.
DİŞ FIRÇALAMA YÖNTEMİ
Diş fırçalamada tek bir kural vardır :
Fırçalama dişetinden dişe doğru , süpürge ile süpürür tarzda yapılmalıdır.
Bu kural dişetinin olduğu bütün ağız bölgelerinde geçerlidir. Bu bölgeler şunlardır :
Alt çene yanak-dudak yüzeylerinde
Alt çene dil yüzeylerinde
Üst çene yanak-dudak yüzeylerinde
Üst çene dil yüzeylerinde
Dikkat edilmesi gereken nokta üst çene için tek yönlü hareketin yukarıdan aşağıya yapıldığı , alt çene için ise yönlü hareketin aşağıdan yukarıya yapıldığıdır.
Diş ile dişetleri arasında , dişlerimizi çevreleyen çok ince bir oluk vardır. Bu oluk içinde , eğer fırçalama yapılmazsa veya diş-dişeti yönünde yapılırsa yemek artıkları ve mikroplar birikerek dişeti hastalıklarını başlatır. Bu yüzden önerilen , dişeti-diş yönünde süpürür tarzda fırçalamadır. Bu yöntemle fırça dişeti oluğu üstünden atlar ve ayrıca etkin bir şekilde dişleri fırçalar.
Üst ve alt çenede fırçalama yöntemi

Temel fırçalama kuralımız dişeti-diş yönünde süpürme tarzında olmasına rağmen bu kuralın geçerli olmadığı tek bir bölge vardır :
Alt ve üst azı dişlerin çiğneyici yüzeyleri.
Sadece bu bölgelerde (dişeti olmadığından ve koruyacağımız oluk olmadığından) fırçalama ileri-geri yapılır.
Alt ve üst azı dişlerin çiğneyici yüzeylerini fırçalama yöntemi
Ve son olarak dilin pürtüklü üst yüzeyi (tat almamızı sağlayan dil üzerindeki pürtüklükler de bakteri barındırabilir) aynı fırça ile içten-dışa 5-6 kez fırçalanır.
Yukarıda sayılan bu işlemler , alışık olan bir bireyde ortalama 2 dakika zaman alır ve sabah-akşam (12 saatte bir) mutlaka tekrarlanması gereki r.Öğle yemeklerinden sonra fırçalama imkanımız yoksa su ile 2-3 defa gargara yapmak , büyük yemek artıklarını uzaklaştıracağından yararlı olabilir.
(ORAL-B Kataloğundan Yararlanılmıştır )
DİŞ İPİ KULLANIMI
 

Diş ipi, diş fırçasının ulaşamadığı noktaların temizlenmesini sağlar.
Sadece diş fırçalama, diş yüzeylerinin ancak beşte üçünü temizler. Bu nedenle temizlenmeyen diş aralarında oluşacak bakteri plağını ve yemek artıklarını temizlemek özel bir bakım gerektirir. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları özellikle bu bölgelerde başladığı için her gün düzenli olarak diş ipi kullanılmalıdır.
Yaklaşık 45 cm uzunluğunda diş ipini kopartıp uçlarını orta parmaklarınıza dolayın.
Diş ipini üst dişler arasından geçirmek için başparmaklarınızı kullanın. Bunu yumuşak ve yavaş hareketlerle yapın, diş etlerinizi zedelememeye özen gösterin.
Alt dişlerinizi temizlerken, diş ipini dişler arasından geçirmek için işaret parmaklarınızı kullanın. Diş ipine her dişin çevresinde eğim vererek yukarı aşağı hareket ettirip bakteri plağını temizleyin. Aynı işlemi her dişinizde tekrar ederek dişlerinizi tam olarak temizleyin. Bakteri plağının temizlenmesinde diş fırçası ile beraber düzenli diş ipi kullanıldığında, sadece diş fırçalamaya oranla iki kat etkilidir.
ARA YÜZ FIRÇASI
Kron, köprü ve ortodontik braket kullanan hastalar için idealdir. Klinik olarak diş eti hastalıklarına karşı korunmanıza yardımcı olur.
DİŞ BEYAZLATMA , AĞARTMA İŞLEMİ ( Bleaching )
Etkileyici bir gülümsemenin anahtarı pırıl pırıl ve bembeyaz dişlerdir.Diş beyazlatma; çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş ve sararmış dişlerin rengini;kişiye özel birkaç ton açmak için uygulanan kozmetik bir çözümdür.
Dişlerin doğal renkleri yıllarla ve kullanılan çay,kahve sigara etkisiyle koyulaşır.Nedeni her ne olursa olsun dişleriniz daha beyaz ve estetik olabilir.
Bu dişlere porselen vs. yaptırmak yerine bleaching olarak da adlandırılan beyazlatma yöntemi uygulanır ve bu işlem sonunda dişler durumuna göre sekiz-on tona kadar açılır. İki tip beyazlatma işlemi vardır:
1.Office Bleaching (diş hekimi tarafından klinikte uygulanan yöntem)
2.Home Bleaching (Hastanın evde kendi uygulayacağı sistem)

Office Bleaching: Bu beyazlatma yöntemi; klinik şartlarında hekimin genellikle 40-50 dk kadar süren tek seanslık yada 2-3 seansta ,ışınlı yada kimyasal olarak uyguladığı beyazlatma şeklidir.
Dişe sürülen beyazlatıcı maddenin üzerine beyazlatmayı hızlandıran bir ışın uygulanır.Kullanılan beyazlatma jelleri genelikle karbonitperoksit ihtiva eder. Günümüzde kabul edilmiş iki sistem mevcuttur.
Brite Smile
Zoom Sistemleri diye adlandırılan bu sistemlerden Brite Smile sisteminde LED plazma ışığı teknolojisi kullanılmaktadır. Zoom yönteminde de farklı dalga boyunda bir ışın yayan cihaz kullanılmaktadır.Her ikisinde de düşük yoğunlukta jel uygulandığı için işlem sonrasında hassasiyet minimum olmaktadır.Kullanılan cihazlar beyazlatma jelinin özelliklerini aktive ederek hızlı bir sonuç alınmasını sağlamaktadır.
Home Bleaching: Bu yöntemde beyazlatma yapılacak kişiye ayrıntılı bir muayene yapıldıktan sonra ölçü alınarak ağzına uygun ve tüm dişleri kapsayacak şeffaf bir kalıp hazırlanır.Hasta bu kalıbın içine hekim tarafından verilen jelleri sıkarak hergün belli saatlerde dişlerine uygular.Genellikle geceleri ve günde 5-8 saat süre hastanın ağzında kalması istenir.Bir hafta ile 10 gün arasında işlem tamamlanır.Uygulama süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde office tipi beyazlatma tercih edilmektedir.
Ne zaman uygulanır?
1. Herhangi nedenle dişlerin bir veya birkaçının sarı,gri,kahverengi olduğu durumlarda
2. Kanal tedavi sonrası grileşen cansız dişlere
3. Antibiyotik kullanımı kaynaklı lekeler
4. Gelişim defektlerine ve mine demineralizasyonuna bağlı lekelenmeler
HAMİLELİKTE DİŞ SAĞLIĞI
" Hamilelikte kadın hormonlarındaki değişiklikler diş eti hastalıkları riskini artırmaktadır. Bu hormonal değişiklikler ağız içerisinde hassasiyet ve diş etlerinde kızarıklık ve kanamalara neden olabilmektedir. ."
Hamilelikte Diş Sağlığı kabaca üç dönemde incelenir:
İlk üç aylik dönem: Bu dönem bebeğin çok hassas olduğu bir dönemdir. Gereksiz müdahaleler düşüğe sebep olabilir. Fakat ağrıya sebep olmuş ve/veya müdahale edilmediği taktirde daha çok zarara neden olabilecek durumdaki dişlerin çekim, kanal tedavisi gibi acil olarak tedavi edilmesi gereken durumlarında, çekinmeden diş hekimine gidilmelidir. Diş hekimi , bebeğe zarar vermeyen ilaçlarla tedaviyi sağlayacaktır.
İkinci üç aylik dönem: Bu dönem , hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimi, dolgular, kanal tedavileri vb. pek çok tedavinin yapılması için en uygun olan dönemdir.
Üçüncü üç aylık dönem: Bu dönemde bebek anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmıştır. Aynen ilk üç aylık dönemde olduğu gibi, acil tedaviler dışında diş hekimi müdahale etmeyecektir.
Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olan ilk üç ayda etkili dental tedaviden kaçınılmalıdır.
Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir.
Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve bir jinekoloğun önerileri doğrultusunda dental tedavi yapılmalıdır.
Son üç ayda tedavi için gerekli olan pozisyonları rahat alalaması ve koltukta uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir.
Gebelikte Diş Bakımı ve Önemi
Günlük ağız ve diş bakımım kesintiye uğratılmamalıdır.
Hamilelik öncesi tam bir ağız muayenesinden geçerek optimal ağız hijyenine kavuşmalı ve bunu sürdürme alışkanlığını kazanmalıdır.
Çünkü plak birikimi, ve diş eti hastalıkları ile hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında direkt ilişki vardır.
Hamilelik sırasında oluşan hormon artışı ağız mukozasını dış etkenlere karşı özellikle bakteri plaklarına karşı daha hassa yapar.
Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş bakımı yapılarak plak birikimine engel olunmalıdır. (Bakınız, Diş Fırçalama)
Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır.
Gebelikte Dental Anestezi :
Hamilelik esnasında birçok ilacın kullanılmaması ya da kontrollü kullanılması önerilmesine karşın, dental tedavilerde kullanılan lokal anesteziklerin herhangi bir yan etkisi rapor edilmemiştir.
Lokal anestezi kullanılmasında üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir.
Herhangi bir uyarı yoksa lokal anestezik kullanmada bir sakınca yoktur.
Anestezi altında yapılan tedavide hasta ağrı duymayacak ve daha az stres yaşayacaktır.
Diş çekimi yada herhangi bir müdahale için gebelik sırasında lokal anesteziklerin kullanılmasında üretici firmanın önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir. Herhangi bir uyarı yoksa kullanmada bir sakınca yoktur.
Antibiyotik kullanımı özellikle Penisilin ve türevleri (amoxicilline vs. ) kullanımını bebek için herhangi bir sakıncası yoktur.
Tetrasiklin gurubu antibiyotikler alınmamalıdır. Tetrasiklin gebelik sırasında alınırsa bebeğin dişlerinde "tetrasiklin renklenmeleri" dediğimiz renklenmeler oluşur.
Ağrı kesici kullanmada dikkat edilmeli ve kesinlikle üretici firmanın önerilerine uyulmalıdır.
Diş hekimliğinde kullanılan röntgen makinalarında radyasyon çok düşük seviyede olmasına rağmen hamilelerde röntgen çekiminden kaçınılmalıdır.
Zorunluluk yoksa bu işlem doğum sonrasına ertelenmelidir.
Eğer acil bir tedavi için kesinlikle röntgen filmi çekilmesi gerekiyorsa :
Anneye özel koruyucu önlük giydirilmeli, hızlı film kullanarak ve düşük doz uygulaması yapılmalıdır.
Hamilelik gingitisi (Pregnancy gingivitis)
Hamileliğin erken safhalarında diş etlerinde şişlikler, kızarıklıklar gözlenebilir. Bu şekildeki diş eti oldukça hassastır ve kolayca kanar.
Hamilelik sırasında kadınların diş etlerinde oluşan bu değişiklikler nedeni östrejen ve progesteron hormonlarının salgılarının artmasından kaynaklanmaktadır.
Hamilelik gingivitisi genellikle hamileliğin 2.Ayında başlayıp 8.Ayında en üst seviyeye çıkar, doğumdan sonra kendiliğinden iyileşir.
Günlük düzenli ağız diş bakımı yapmayan kişilerde oluşan ve diş etinin tahrişine neden olan bakteri plağı ya da diştaşı gibi etkenler hamilelik gingivitisi tablosunu daha ciddi boyutlara taşıyabilmektedir.
Eğer dişlerde derin tartar birikimi varsa diş hekimi tarafından elimine edilmelidir.
Diğer diş tedavilerinde olduğu gibi tartar temizliği de özellikle hamileliğin ikinci üç ayında yapılamalıdır.
(Gebeliğin ilk üç ayında bebeğin organları gelişme aşamasındadır. Bu safhada neden olunan bir bakteriyemi bebeğin organ gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.)
Üçüncü üç ayda da anne koltuğa rahat oturamaz ve aşırı stres erken doğuma neden olabilmektedir.
Hamilelikte Diş Çekimi
Hamilelik tüm vücudun fiziksel ve psikolojik yönden pek çok değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Ağzımız ise vücudun bu tür değişikliklerine karşı çok hassas olan bir bölgesidir.
Anne adayı hamilelik süresince ister istemez devamlı bebeğini düşündüğü için kendi kişisel bakımını ihmal edebilir. Mide bulantıları ve kusmalar ağız içinde zararlı etkilere neden olur. Bazı yiyecek ve içeceklere karşı aşırı ilgi veya aşırı tiksinme duyulması sonucu ağız da bundan etkilenir.
Hormonal etkiler sonucunda ağız içinde bazi degisimler olur. Örneğin kandaki ve tükürkteki asit miktarı arttığ için dişlerin çürümesi kolaylaşır. Çünkü en basit anlatımıyla , dişin çürümesi demek , bakterilerin salgıladığı asitlerle yumuşaması demektir. Diş eti rahatsızlıkları da eskisinden daha kolay ve daha sık oluşacaktır.
Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her kadın mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli , ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu hem annenin hem de çocuğunun sağlığı için çok önemlidir.
Gebelikte Diş Röntgeni
Bu dönemde tedavi için çok gerekli ise ağız içinden 1-2 film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük kullanılması gerekir.Yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekir.
Hamilelikte Diş Çürüğü:
Daha öncede de belirtildiği gibi "hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği" inancı kesinlikle doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır;
Bebek beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir
İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına yeterince özen göstermeyebilir.
Gebelik hormonlarının (östojen, progertron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir.
Bebeğin diş sağlığı için yapılması gerekenler:
Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein,A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanı sıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanı sıra genel vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili olmak,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Bebeğin diş bakımı ve beslenmesi ile ilgili bilgi edininiz.
Gebelikte Antibiyotik Kullanımı:
Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu "tetrasiklinler"dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır.
|